Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarih 2015/29787 E. 2015/31096 K.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesinin operatör olarak kullandığı beton santraline kusuru ile zarar verdiği iddiası ile feshedilmiştir. Mahkemece davacının olayda kusuru olup olmadığı, işverene verdiği zararın miktarına göre otuz günlük brüt ücretinden fazla olup olmadığı hususlarında herhangi bir tespit yapılmadan işe iade talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır. Bu nedenle, davacının olayda kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise kusur oranına düşen zarar miktarı tespit edilerek davacının otuz günlük brüt ücretinden fazla olup olmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edildikten sonra feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerekir.”
- HD. 2006/15555 E. 2007/715 K. 24.01.2007
“…Davacı, davalının hukuka, kanuna, banka ve bankalar mevzuatına aykırı işlemleri nedeni ile zarara uğradığını iddia ederek uğranılan zararın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendisinin banka mevzuatına aykırı işlem yapmadığını, yapmış olduğu işlemlerin kendi yetki sınırları içinde kaldığını, yaptığı işlemler ııcdcni ile davacının zararının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bankacılık sektörünün esas fonksiyonunun mevduat kabul etme ve kredi kullandırma olması karşısında her kredinin bir risk unsuru taşıdığı, bir kısıın kredilerin geri dönüşünün olmayabileceği ve bunların tamamından banka müdürlerinin sorumlu olacağına dair bir kural bulunmadığı, esasen bankanın zararı olarak ortaya çıkan rakamların büyük bölümünün faiz ve masraflardan kaynaklandığı ve bu nedenle de davalının sorumlu tutulmaması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine hüküm kurulmuştur.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre davacının bir kısım hukuka ve bankacılık mevzuatına aykırı işlemler yaptığı tartışmasızdır. Bu konuda davalı hakkında Beyoğlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 1997/1227 esas sayılı dosya ile dava açılmış,4616 Sayılı Yasa gereği karar verilmesi ertelenmiştir.
Yine davalının açmış olduğu kıdem ve ihbar tazminatı ile ilgili İstanbul 5. İş Mahkemesi 2004 / 116 esas sayılı dosyasında da dairemizce davalının bilerek usul ve yetki dışında hareket ettiği, işvereni zarara sokacak şekilde görevini kötüye kullandığının kanıtlandığı belirlenmiştir. Bütün bu olgular birlikte değerlendirilerek bilirkişi heyetince tespit edilen zarardan davalının sorumlu tutulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
9.HD 2007/26968 E. 2008/29586 K. 30.10.2008
“…Zarar gören karşısında birden fazla tazminat yükümlüsünün varlığı halinde, zarar görenin alacağının tam bir şekilde ifasındaki menfaati ancak tazminat yükümlülerini dayanışmalı kılmak suretiyle olanaklıdır. Pasif teselsül söz konusudur. Mağdurun/ alacaklının birden fazla borçlu/zarar verenler ile karşı karşıya kaldığından zayıflayan pozisyonunu balans eder.Birden çok kişi ortak kusurla zarar vermesi halinde Borçlar Kanununun m.50/1 gereğince sorumlu olurlar.İlke olarak tazmin yükümlülerinden her biri zarar görene tazminatın tamamını ödemek zorundadır. (B.K.m. 142/11)
Somut olayda davalı işçinin davalı Bankaya usulsüz işlemlerden dolayı zarar verdiği tartışmasızdır. Hükme esas alman bilirkişi raporu oluşan zararın tamamını 6.711.750 TL. olarak hesaplamış, sorumlulardan diğer ikisini dışlayarak davalıya düşen 2.330.237.250 TL.’yi belirlemiş. Mahkemece de hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen hukuki gerekçeler ışığı altında davalı işçinin oluşan zararın tamamından sorumlu olması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.”
9.HD. 2011/18444 E. 2013/19087 K. 19/06/2013
“…Davacı işçi, olay günü işyeri servisinin, bulunduğu yere çok yaklaşmasına rağmen kendisini almadan gitmesi nedeniyle işyerinde servis şoförü K.A. ile tartışmış ve bu tartışma esnasında sinirlenerek kafasını duvara vurmaya başlamış akabinde çalıştığı masayı ve üzerindeki makineyi devirdikten sonra sinir krizi geçirerek bayılmış ve arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılmıştır.
Somut olayda; davalı işveren yukarıda özetlenen olay üzerine davacı işçinin iş akdini feshetmişse de; olayın meydana geliş şekli, davacı işçide ki anksiyete bozukluğu ve bu rahatsızlığı tetikleyen eylem olan işyerine ait servis şoförünün davacı işçiyi olay günü almaması dikkate alındığında; 12 yıllık kıdemi bulunan davacı işçinin bu eylemiyle davalı işverenin feshi arasında orantılılık bulunmamaktadır. Böyle bir olay gerekçe gösterilerek haklı fesih olgusuna dayanmakta T.M.K.nun 2. maddesinde ifadesini bulan iyiniyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır
Davacı işçinin geçirdiği kriz esnasında söz konusu zarara sebebiyet verdiğinin anlaşılması sonrasında kendinden geçip hastaneye kaldırılması dikkate alındığında, davalı işveren feshinin haklılığından bahsedilemeyeceğindcn kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınması gerekirken reddedilmesi isabetsiz olup, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.”
9.HD. 2010/34105 E. 2012/43445 K. 20.12.2012
“…Somut olayda, davacının kullandığı kamyonla belediyeye ait araca 19.11.2007 tarihinde çarptığı, bu çarpına sonucunda belediye aracının zarar gördüğü olayda davacının % 65 kusurlu olup, davacının kusurlu eylemi nedeniyle davalı işverenin belediyeye 17.12.2008 tarihinde 7.000 TL ödemek zorunda kaldığı, bu zararın davacının 30 günlük ücretinden fazla olduğu tartışmasızdır.
Mahkemece 6 günlük hak düşürücü süre geçtiğinden fesih haksız kabul edilmişse de, hak düşürücü süre eylemin meydana geldiği tarihten değil, fail ve zararın öğrenildiği tarihten başlar. Olayımızda işveren davacının iş akdini henüz zararın kapsamını tümüyle öğrenmeden feshettiğinden fesih hakkını süresinde kullanmış kabul edilmelidir. Fesih haklı olup, süresinde yapıldığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”
9.HD 2006/21225 E. 2007/6069 K. 07.03.2007
“…Davacı, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının su ile yıkanmaması gereken iş makinesini su ile yıkaması sonucu aracın zarar gördüğünü, iş akdinin 4857 Sayılı Kanun’un 25/ II maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini, savunmuştur. Ayrıca karşı dava ile iş makinesinin tamiri için dava tarihi itibari ile 725 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek bu miktarın tahsilini isteyerek karşı dava açmıştır.
Mahkemece, davacı işçinin su ile yıkamaması gereken transpalet aracını su ile yıkayarak arızalanmasına neden olduğu, ilgili eğitimin verildiği, zarardan sorumlu olduğu kanaati ile karşı dava ile istenen ve 550 TL, olduğu belirlenen zararın davacı- karşı davalıdan tahsiline; iş akdinin haklı olarak feshini gerektirir bir neden tespit edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin ise kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davacı işçi tarafından da temyiz edilmemiş, işçinin verdiği zarar konusu kesinleşmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı işçinin, davalı işverene ait aracı su ile yıkamaması gerektiği halde su ile yıkaması sonucu arızalanmasına neden olduğu ve verilen zararın 550 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işçinin bir aylık brüt ücreti ise 404,27.TL.dir.Bu durumda davacı işçinin 4857 Sayılı Kanunun 25/11- ı maddesi uyarınca işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması nedeni ile iş akdinin işveren tarafından haklı olarak feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.”
9.HD. 2011/16571 E. 2013/18730 K. 18.06.2013
“…Somut olayda davacı işçi davalı işverene ait aracı kullandığı sırada % 100 kusurlu şekilde kazaya sebep olmuş ve araçta sigorta şirketi tarafından karşılandığı anlaşılan 15.000,00 TL hasar oluşmuştur. Zarar miktarının sigorta şirketi tarafından karşılanmış olması işverenin haklı feshine engel değildir. Davalı işveren yasal süresi içinde davacının iş sözleşmesini feshettiğine göre haklı nedene dayanan fesih karşısında kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerekmez. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.”
9 HD. 2012/1591 E. 2014/5697 K. 24.02.2014
“…Davalı, davacının serviste tamirini yaptığı bir aracın fren kalipcıi cıvatalarını tam takmaması nedeni ile aracın fren hidroliğinin boşaldığını ve fren balatalarının düştüğünü, davacının iş akdinin 4857 sayılı yasanın 25 maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının sebebiyet verdiği zararın miktarı gerekçe gösterilerek iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı sonucuna varılmış ise de mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Davacının feshe konu eylemi başlı başına ağır bir kusur olup, 4857 sayılı yasanın 25/ Il-ı maddesinin ilk cümlesindeki ‘’…işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi…” kapsamında telafisi imkansız neticelere sebebiyet verecek nitelik arzetmektedir. Davacının bu nitelikteki eylemi karşısında meydana gelen zararın miktarına bakılmaksızın iş akdinin haklı nedenle davalı işverence feshedilebileceği gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
9.HD 2006/11414 E. 2006/30820 K. 22.11.2006
“….Davacının zarara neden olan eyleminin kasta dayanmadığı gerekçesiyle, ihbar ve kıdem tazminatı istekleri hüküm altına alınmışsa da olayın oluşunda davacının 8/8 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Kazanın ve zararın davacının savsaması yüzünden meydana geldiği şeklinde değerlendirilen bu eylem 4857 sayılı Yasanın 25/1I-I maddesine uygun düştüğünden mahkemenin gerekçesi yasaya uygun düşmemektedir.
Ancak, doğan zarar miktarını kesin olarak belirlenmiş değildir. Zira trafik polis tutanağında ki zarar miktarı ile oto servisinin düzenlediği zarar miktarı farklıdır.
Mahkemece davacının eyleminden doğan zarar miktarını ve davacının otuz günlük ücretinin geçip geçmediği belirlenerek sonuca gidilmelidir.”
9.HD. 2008/23044 E. 2009/8410 K. 30.03.2009
“…..Somut olayda, davacının işverene ait servis aracı ile % 100 kusurlu olarak kaza yaptığı sabittir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araçta mevcut hasar ve onarımı için işçilik bedeli dikkate alınarak zarar seviyesi hesaplanmıştır. Ancak davalı tarafından rapora itiraz dilekçesi ile servis aracının tamir süresince kullanım dışı kalması nedeniyle taşıyıcı firmaya ödenen ücret miktarının da dikkate alınması istenmiştir. Mahkemece kaza yapan araçtaki maddi zararın dışında, aracın tamiri için ne kadar zaman geçtiği, işverenin bu süre içinde taşıyıcı firmaya ne kadar ücret ödediği de araştırılmalı, bu meblağ da dikkate alınarak açıklandığı şekilde bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
9.HD. 2010/10715 E. 2012/16588 K. 10.05.2012
“…Somut olayda davacının iş akdi 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-1 maddesi uyarınca feshedilmiştir.Davacı kaza günü sabah 07-19.30 saatleri arasında çalıştıktan sonra daha evvel kendisinin kullanmadığı ve o gün Kahramanmaraş’ tan gelen araçla tekrar Ankara’ dan Samsun’a yük götürmesinin istenmesi üzerine yorgun olduğunu yanına yedek şoför verilmesini istemesine rağmen verilmediğini ve tek başına yola çıktığını, havanın yağışlı olduğunu ve gece 01 gibi kazanın meydana geldiğini olayda kusurunun bulunmadığını ve bu kaza sebebiyle gerçekleştirilen feshin haksız olduğunu iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istenmiştir.
Davalı ise davacının kendi kusurlu hareketi nedeniyle kazanın meydana geldiğini ve 30 günlük ücreti ile karşılayamayacak şekilde işverenin aracına zarar verdiğini, feshin haklı nedenle yapıldığını savunmuştur.
Mahkemece feshin haklı nedene dayandığı kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı istekleri reddedilmiştir.
Dosya içeriğinde davacının olay sebebiyle % 25 kusurlu olduğunu belirten makine mühendisi-trafık kusur-hasar ve iş güvenliği uzmanından alınan tek kişilik rapor mevcuttur. Ancak söz konusu rapor delillerin irdelenmesi ve değerlendirilmesi yönlerinden yetersiz mahiyette olup denetime de elverişli değildir. Bu sebeple tarafların iddialarının ve somut olayın özellikleri dikkate alınmak, olaya ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilmek suretiyle iki iş güvenliği uzmanı ve bir karayolları trafik fen heyetinden oluşacak bilirkişi kurulundan davacının kusur durumunu gösterir rapor alınarak dosyadaki delillerle birlikte bir değerlendirmeye gidilerek sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi hatalıdır.”
- 2006/3737 E2006/8557 K. 04.04.2006
Davacı işveren davalılar hakkında açılan bu davada işverenin 2002 yılında 742.339.695.280 TL tutarında zarara uğratıldığından bahisle söz konusu zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davalılar hakkında açılan davanın kabulüne ve talep konusu miktarın her iki davalıdan tahsiline dair karar vermiştir. Kararı her iki davalı temyiz etmiştir.
Davacı işverence, bahsi geçen tutarın dava dışı …Anonim Şirketine ödenmemesi gerektiği halde, ödendiğini ileri sürülmekle birlikte, söz konusu tutarın adı geçen şirketten geri alınmasına dair ne gibi işlemin yapıldığı hususu ortaya konulamamıştır. Bu yönde gerekli araştırmaya gidilmeksizin davalı işçilere sorumluluk yüklenmesi yerinde değildir. Mahkemece öncelikle bu yönde gerekli araştırmaya gidilmelidir.”
