Yargıtay 9. HD. 2011/14975 F.. 2013/16120 K. 28.05.2013

Mahkemece, davacının işsizlik sigortasından yararlanmamasına işverenin haksız fesih ile yol açtığı kabul edilerek, maddi tazminat isteminin kısmen de olsa kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Ne var ki işsizlik sigortasından yararlanmaya ilişkin 4447 sayılı Kanun’ un 49.maddesine göre, işverenin bildirimli fesih halinde prim ödeme gün sayısına göre işverence işçinin maaşından kesilen % 1 oranındaki kesinti kapsamında kurum tarafından işsizlik ödeneği ödeneceği belirtilmiştir.
Somut olayda, her ne kadar işveren in ilk etapta haklı fesih ile iş akdini sonlandırdığı, buna göre işçinin ilgili kurumdan işsizlik sigortası ödeneği alamayacağı belirgin ise de yapılan yargılama sonucunda, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği saptandığından bu kararın kesinleşmesinden itibaren davacının süresi içerisinde kuruma başvurarak işsizlik ödeneğinden yararlanabileceği böylece davacının maddi kaybından işverenin değil, ilgili kurumun sorumlu olacağı anlaşılmakla maddi tazminat isteminin kısmen dc olsa kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Yargıtay 22. HD. 2012/25041 E. 2012/26518 K. 27.11.2012

Davacı, özelleştirme sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek davalılar hakkında açtığı bu davada iş kaybı tazminatı ödetilmesi isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece ilgili istek bilirkişi raporu doğrultusunda E.B.Kurumu yönünden kabulüne, Türkiye İş Kurumu yönünden sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
4046 Sayılı Özelleştirme Kanunun 21. maddesine göre iş kaybı tazminatından yararlanılabilmesi bakımından hizmet akdinin sona erdiği tarihten otuz gün içinde Türkiye İş Kurumuna başvurulması ve kurumun gerekli incelemeyi yaparak bu hususta gerekli kararı vermesi gerekir. Kanunun bu hükmünden anlaşılacağı üzere iş kaybı tazminatından işveren değil Türkiye İş Kurumu sorumludur. Davalı E.B.Kurumuunun bu yöne ilişkin itirazı gözönünde tutulmadan dava konusu tazminattan sorumlu tutulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 22. HD. 2012/19309 E. 2012/25216 K. 13.11.2012


4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanunumun 48/5. maddesi gereğince işçinin işsizlik ödeneğinden yararlanmak için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet sözleşmesinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekir. Aksi halde kuruma yapılan başvuruda gecikilen süre kadar hak kazanılan toplam süreden düşülecektir. İşverenin süresi içinde işten ayrılma bildirgesi düzenlemesi işçinin süresi içinde kuruma müracaat etmediği takdire yine yasadaki düzenleme gereği işsizlik ödeneğinin bağlanması için yeterli değildir. Davacı işsizlik ödeneği bağlanması için kuruma
31.01.2007 tarihinde müracaat ettiği daha önce yasal süresi içinde başvurduğunu ispat edememiş olmasına göre davacının eksik ödenen işsizlik ödeneğinden davalı belediyenin sorumlu tutulması hatalıdır. Davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

Yargıtay 22. HD. 2012/3141 E. 2012/17856 K. 11.09.2012

İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için öncelikle hizmet akdinin 4447 sayılı Kanun’un 51. maddesinde düzenlenen sebeplerle son bulması gereklidir. Bu sebepler İş Kanununa paralel şekilde düzenlenmiş olup, asıl olarak iş sözleşmesinin, sigortalı işsizin iradesi dışında, diğer bir ifade ile isteği ve kusuru dışında işsiz kaldığı sona erme halleri ödenek kapsamı içine alınmıştır. Somut olayda ise, davacı kendi isteği ile yaş dışında emeklilik şartlarının oluşması sebebiyle işten ayrıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece isteğin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü cihetine gidilmesi hatalıdır.

Yargıtay 7. HD. 2013/1651 E, 2013/3964 K. 20.03.2013

Somut olayda hükme esas alman bilirkişi raporunda davacının sigortalı hizmet süresi 4898 gün olarak hesaplanmış buna göre 300 gün süre ile işsizlik ödeneği ödenmesi gerektiği bildirilmiştir. Oysa davacının hizmet cetveline göre en son 13.8. 2009 tarihine kadar prim yatırılmış olup bu tarihten geriye 3 yıl içinde prim ödenen gün sayısı hesaplandığında 1076 gün hizmet süresi olan davacı 240 gün süre ile işsizlik ödeneği ödenmesine hak kazanmaktadır.
Ayrıca davacı işe iade kararından sonra yasal süresi içerisinde işyerine başvurmuş olup işveren geriye dönük dört aylık sigorta primlerini yatırmış ancak davacıyı işe başlatmamıştır. Buna göre artık davacının iş akdinin fesih tarihi 14.08.2009 değil primlerin yatırıldığı son gün olan 17.12.2009 tarihidir. 17.12.2009 tarihinden önceki dört ay için yatırılan prim miktarına göre ücret hesabı yapılması gerekirken bilirkişice ilk fcsilı tarihi olan 14.08.2009 tarihinden geriye dört ay için yatırılan prim miktarına göre hesap yapılmıştır.
Yapılacak iş; yukarıda belirtilen esaslara göre yeniden hesaplama yapılarak davalı tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgede gözetilerek davacıya ödenen miktarda mahsup edilerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktır.
Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.

Yargıtay 22.HD . 2011/12294 E. 2012/4395 K. 15/03/2012

Dosya içeriğine göre, davacının, dava dışı O.R. San. Tic. A.Ş. isimli şirkette çalışmakta iken işten çıkarıldığı, buna karşı işe iade davası açtığı, dava devam ederken davacının işten ayrılmasını müteakip işlen ayrılma belgesi ile davalı kuruma başvurduğu ve kurum tarafından davacıya gelir bağlandığı, işe iade davasının açılmasından bir yıl sonra mahkeme kararının kesinleşerek davacının işe döndüğü, davalı kurumun davacının işe başlaması nedeni ile davacıya ödenen işsizlik tazminatının iadesini istemesi üzerine davacının açılan bu dava ile borcunun bulunmadığının tespitini istediği anlaşılmaktadır.
Davacıya iş sözleşmesinin sona erdirilmesi nedeni ile talebi üzerine davalı kurumdan işsizlik ödeneği bağlanmıştır. 4857 sayılı Kanun’un 21/3. maddesindeki “Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.” hükmü uyarınca davacının mahkeme kararı gereğince işe başlaması üzerine işçinin boşta geçen ve çalışılmış gibi kabul edilen en çok dört aylık süre içerisinde gelir elde ettiği, işsiz kalmanın sonuçlarının bu şekilde telafi edildiği gözetildiğinde dört aylık süre için ödenmiş olan işsizlik ödeneğinin İş Kurumuna geri ödenmesi gerekir. Davacı 18/12/2008 tarihinde işten çıkarılmış, işsizlik ödeneği için kuruma başvuruda bulunmuş ve kendisine, 240 gün işsizlik ödeneği ödenmiştir. Ancak davacı 4857 sayılı Kanun gereği ücretinin dört aylık tutarını 18/04/2009 tarihine kadar işverenden almaktadır. Bu nedenle söz konusu dört aylık süre için ödenmiş olan işsizlik ödeneği İş Kurumuna geri ödenmelidir. Mahkemece, davacı boşta geçen dört aylık süreye ilişkin olarak işverenden ücret almış olduğundan, bu süreye ilişkin işsizlik tazminatı yönünden davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 22.HD. 2012/17963 E. 2013/6717 K. 29.03.2013

Somut olayda, davalının iş sözleşmesinin işverence feshinden sonra, kanuni süresi içinde işe iade davası açtığı, aynı zamanda davacı kuruma başvurarak işsizlik ödeneği isteminde bulunduğu, davalıya kanuni düzenlemeler çerçevesinde işsizlik ödeneği ödendiği, işe iade davası sonucunda 17.02.2009 tarihinde işe başlatıldığı, işe iade kararı gereğince boşta geçen dört aylık süreye ait ücret ve diğer hakların davacıya ödendiği, İş Kurumu tarafından ödenen işsizlik ödeneğinin tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının süresi içinde takibe itiraz ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece, işçinin boşta geçen ve çalışılmış gibi kabul edilen dört aylık süre için ödenmiş olan işsizlik ödeneğinin İş Kurumuna iadesi yönünde verdiği karar isabetlidir. Ancak, davalıya 17.02.2009 tarihinde işe başlamasına rağmen,
27.02.2009 tarihine kadar işsizlik ödeneği ödendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu döneme ilişkin yapılan ödeme dikkate alınmadan sadece dört aylık boşta geçen süre için hesaplama yapılarak iade edilecek alacak miktarının belirlendiği anlaşılmış olup, davalının işe başlatıldığı 17.02.2009 tarihinden sonraki döneme ilişkin ödenen işsizlik ödeneği tutarının da iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu döneme ilişkin talebin reddedilmesi hatalıdır.

Yargıtay 22. HD. 2012/2692 E. 2012/6205 K. 03/04/2012

Somut olayda davacının işyerinden özelleştirme sebebi ile ayrıldığına ilişkin işyeri ve özelleştirmeye ilişkin kayıt ve belgeler dosya içerisine alınmadan bilirkişinin yaptığı varsayıma dayalı olarak hesaplanan iş kaybı tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Davacının işyerinden iş kaybı tazminatına hak kazanacak şekilde ayrılıp ayrılmadığı taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan öncelikle davacının işyerinden ayrılmasına ilişkin işyeri ve SGK kayıtları getirtilmeli, yine davacının fesih öncesi çalıştığı işyerinin varsa özelleştirilmesine yönelik kurum kayıtları dosya arasına alındıktan sonra davacının iş kaybı tazminatına hak kazanıp kazanmadığı değerlendirilmeli, gerekirse hesap bilirkişisinden ek rapor alınarak dosyadaki tüm deliller yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

Yargıtay 22. HD. 2011/17395 E. 2012/10277 K. 18/05/2012

Somut olayda, davacı ile dava dışı işvereni F.L.Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında düzenlenen 24/12/2010 tarihli sözleşme ile davacının 23/12/2010 tarihli talebi doğrultusunda davacı ve işverenin aralarında imzalanmış bulunan 01/12/1995 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesini karşılıklı olarak serbest ve hür iradeleri ile fesih etmeleri, davacıya kıdem-ihbar tazminatları yanında her yıl için iki haftalık ücretinin (toplam
11.497,0 TL ek ödemenin) ödeneceği hususunda anlaşma sağlanmıştır. İşçinin ek menfaat aldığı, karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıktır. Bu durumda, davacının iş sözleşmesinin 4447 sayılı Kanun’un 51. maddesinde yazılı haller kapsamında sona ermediğinin kabulü gereklidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 22.HD. 2012/25546 E. 2012/26168 K. 22.11.2012

Dosya içeriğine göre, davacının, iş sözleşmesinin 30.04.2009 tarihinde işverence feshi üzerine açtığı dava işe iade ile sonuçlanarak hüküm 14.06.2010 tarihinde onanmış, bu arada davacı işsizlik ödeneğinden yararlanmak için 22.05.2009 tarihinde kuruma yaptığı başvurudan red cevabı almıştır. Dava dışı işveren, davacıyı
05.08.2010 tarihinde işe başlatmış, kaydeıı gerekli bildirimleri yapmış, ancak aynı gün işten çıkışını gerçekleştirmiştir. Dairemize yansıyan davacı ile benzer konumdaki işçilerin emsal nitelikteki dosyalarında, işverenin bu tarihteki işe başlatma ve aynı gün işten çıkarma işleminin usulüne uygun bir işe başlatma olmadığı kabul edilerek işçilerin işe iadeye bağlı alacaklarını hüküm altına alan mahkeme kararları onanmıştır. Bu durumda işçinin işe başlatılmadığı ve böylelikle davacının işe başlatılmamanın sonuçlarından olan boşta geçen süreye ait ücret alacağına da hak kazandığı tartışılmaz hale gelmiştir. 4447 sayılı Kanun’un 50. ve 51. maddeleri ile konuya ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için davacıya ödenmesi gereken işsizlik ödeneği miktarından dört aylık ücret alacağı mahsup edildikten sonra, varsa bakiye alacağın hüküm altına alınması gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.