BASKI ALTINDA İMZALATILAN İBRANAME

  • Yargıtay 9.HD. 2012/1214 E. 2014/6250 K. 27.02.2014 sayılı kararında Davacı işçi iş sözleşmesinin feshinden yaklaşık 4 yıl geçtikten sonra açtığı bu davada, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş ve fesih anında baskıyla imzalatılan ibranameye değer verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
    Davalı işveren, davacının istifa ettiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunmuş, davacının imzasını taşıyan miktar içeren ibranameye dayanmıştır.
    Mahkemece, çelişkili ibranameye değer verilemeyeceği gerekçesiyle, bilirkişinin hesapladığı ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsiline karar verilmiştir.
    Savunma ile çelişen ibranameye değer verilemeyeceği yönündeki gerekçe yerinde olsa da, Dairemizin sözü edilen uygulaması miktar içermeyen ibranamelerin geçerliliği noktasında ortaya çıkmaktadır. Başka bir anlatımla miktar içeren ibraname makbuz hükmünde olup, işverence yapılan ödemenin hak kazanılan tutarlardan mahsubu gerekir.
    Miktar içeren ibranameye karşı işçinin iradesinin fesada uğratıldığı savunması yapılabilecek ise de, somut olayda bu dava fesih tarihini takip eden sürede ibranamenin düzenlenmesinden yaklaşık 4 yıl sonra açılmıştır. Borçlar Kanunun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmakla, miktar içeren ibranameye değer verilmeli ve yapılan ödemeler mahsup edilerek ihbar ve kıdem tazminatıyla ilgili karar verilmelidir.

İBRANAMELERE YAZDIRILAN İBARELERİN KANUNİ GEÇERLİLİĞİ

  • Yargıtay 9.HD. 2007/30184 E. 2008/33378 K. 04/12/2008 sayılı kararında Dosya içeriğine göre davacı davalı işverene ait yurt dışı işyerinde 02.06.1999-13.09.1996, 16.02.2000-30.10.2000 ve 06.006.2003-22.11.2003 tarihler arasında aralıklı olarak 3 dönemde bir yıldan fazla çalıştığı sabittir. Her dönem sonunda, aynı şekilde hazırlanmış matbu ibranamelerde, davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile tüm diğer işçilik haklarını aldığını kabul ettiği beyanı olduğu gibi, ibranamenin alt kısmında her işçilik alacağı kalem kalem belirtilerek ödenen miktarlar yazılmıştır. Bu kalemlerden ise sadece ücret alacağının miktar olarak belirtildiği, diğer kalemlerin karşılığında ödeme görünmediği anlaşılmaktadır.
    Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı işveren davacının kıdem tazminatına hak kazanmayacağını savunarak ibraname içeriği ile çeliştiğine göre mahkemece ibraname nedeni ile kıdem tazminatının reddi doğru değildir. Fasılalarla çalışan davacı işçinin hizmeti toplam bir yılı aştığından ve iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinden, hesaplanan kıdem tazminatının kabulü gerekir.
    Diğer taraftan her dönem sonunda alınan ibranameler içeriği itibari ile her alacağı kalem kalem açıklamaktadır. İbranamelerin hepsinde son ay ücret alacağı ödeme miktarı ile son dönem ibranamesinde fazla mesai ücret alacağı ödeme miktarı yazılmış iken, diğer alacaklarla ilgili bir miktar bulunmamaktadır.
    Keza ibranameler incelendiğinde, işçi imzasını içeren yazı, ödeme miktarı içeren alacak kalemleri yazısı ile çalışma sürelerini ve çalışma yerini gösteren kalem yazıları farklı el ürünü olduğu çıplak gözle görülmektedir. Davacı işe girerken bu belgenin imzalatıldığını iddia etmiş, davacı tanığı da bunu doğrulamıştır. Kalem farklılıkları ve davacı tanığının beyanı davacının iddiasını kanıtlamaktadır. Sunulan ibranameler belirtilen nedenlerle geçersizdir. Davacının talep ettiği ve bilirkişi tarafından belirlenen alacaklar değerlendirmeye tabi tutularak birkarar verilmelidir. Yazılı şekilde ibranameye değer verilerek tüm isteklerin reddine karar verilmesi hatalıdır.

 

  • Yargıtay 9.HD. 2007/15175 E. 2008/7495 K. 04.04.2008 sayılı kararında Davacı emekli olduğu 31.3.2003 tarihinde imzaladığı ibranamede “yıllık izin hakkını kullandığından izin ücreti alacağım kalmamıştır “ ibaresinin altına izin hakkını saklı tuttuğunu şerh etmiştir.
    3.4.2003 tarihli ibranamede ise “çalıştığı süre içinde yıllık izin hakkını kullandığından izin ücreti alacağı kalmamıştır. İzin alacağı ile ilgili hiçbir talep ve dava hakkım bulunmadığını beyan ederim” beyanı yer almaktadır.
    Davalı tarafından 31.8.2006 tarihinde mahkemeye ibraz edilen belgede davacının kullanmadığı izin süreleri olduğu belirtilmektedir.
    Davacının birkaç gün arayla imzalamış olduğu ihbarnameler arasında çelişki mevcuttur. Her iki ibranamede de yıllık izinlerinin kullanılması durumundan bahsedilmektedir. Bu nedenle anılan ibranamelere değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değildir.

 

  • Yargıtay 9.HD. 2009/35390 E. 2012/911 K. 19.01.2012 sayılı kararında Somut olayda, davacı 17.6.2003 tarihinde imzaladığı ibranamede “yıllık izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır” ibaresinin altına izin hakkını saklı tuttuğunu şerh etmiştir.
    18.6.2003 tarihli davacı imzasını taşıyan ibranamede ise “çalıştığım süre içinde yıllık izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır. İzin alacağı ile ilgili hiçbir talep ve dava hakkını bulunmadığını beyan ederim” beyanı yer almaktadır.
    Davalı tarafından düzenlenen 09.05.2008 tarihli belgede davacının 713 gün izne hak kazandığı, 366 gününü kullandığı, 62 günlük (son 5 yıl üzerinden ) izin ücretinin ödendiği ve bakiye 285 günlük izni kaldığı belirtilmektedir.
    Davacının birbirini takip eden günlerde imzaladığı ihbarnameler arasında çelişki mevcuttur. Her iki ibranamede de yıllık izinlerinin kullanılması durumundan bahsedilmektedir. Ayrıca davalı banka yazısından davacının kullanmadığı izin sürelerinin de olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan ibranamelere değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi bozmayı gerektirmiştir

İBRANAMELERDE İÇERİKLERİ DETAYLI OLARAK DOLDURULMAMASI

  • Yargıtay  9.HD. 2009/11556 E. 2011/16205 K. 31.05.2011 sayılı kararında Somut olayda ibranamede kıdem ve ihbar tazminatı isim olarak zikredilmiş ancak rakam olarak belirtilmemiştir. Öte yandan davacının kendi isteği ile işten ayrıldığının yazılı olmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatına yer verilmesi, bir yandan fazla mesai yapmayıp hafta tatilleri ile bayram ve genel tatillerde çalışmadığı belirtilirken bir yandan yapılan çalışmaların karşılığının alındığının belirtilmesinden dolayı savunma ile ibraname çelişmektedir. Bu nedenle Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre bu tür bir ibranameye değer verilemez.
    Mahkemece davacının ibraname ile reddedilen istekleri bakımından toplanan delillere ve dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

 

Yargıtay  9.HD. 2009/11556 E. 2011/16205 K. 31.05.2011

Somut olayda ibranamede kıdem ve ihbar tazminatı isim olarak zikredilmiş ancak rakam olarak belirtilmemiştir. Öte yandan davacının kendi isteği ile işten ayrıldığının yazılı olmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatına yer verilmesi, bir yandan fazla mesai yapmayıp hafta tatilleri ile bayram ve genel tatillerde çalışmadığı belirtilirken bir yandan yapılan çalışmaların karşılığının alındığının belirtilmesinden dolayı savunma ile ibraname çelişmektedir. Bu nedenle Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre bu tür bir ibranameye değer verilemez.
Mahkemece davacının ibraname ile reddedilen istekleri bakımından toplanan delillere ve dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir

Yargıtay  9.HD. 2007/36463 E. 2009/2196 K. 11.02.2009

Somut olay yönünden mahkemece fazla çalışına ve genel tatil ücretleri yönünden, davalı işveren tarafından sunulan 01.03.2006 tarihli ibraname ile bu alacaklarını aldığı şeklindeki beyanı nedeni ile ibranamenin geçerli olduğu kanaati ile bu isteklerin reddine karar verilmiştir.
Oysa davalı işveren savunmalarında davacının depocu olarak çalıştığını, fazla mesaiye kalma durumunun söz konusu olmadığını, ileri sürmüştür.
Bu durumda, işveren tarafından işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun aynı zamanda ibraya konu olduğu ileri sürülmüştür. Söz konusu ibraname savunma ile çeliştiğinden geçersiz olduğu kabul edilmesi gerekirken ibranameye dayanarak isteklerin reddine karar verilmiş olması hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

Yargıtay 22.HD. 2013/8782 E. 2014/10921 K. 02.05.2014


07.01.2010 tarihinde istifa eden davacı, dilekçesinde işyerinden 22.01.2010 tarihinde işyerinden ayrılacağını beyan etmiş olup, 22.01.2010 ayrılma tarihini belirten ibraname ile dava konusu alacaklarını aldığını belirtmiştir. Söz konusu ibranamenin imzası inkar edilmemiş, ancak boş olarak işverence alındığı, sonradan doldurulduğu iddia edilmiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının ibranamenin boş olarak alındığı yönünde beyanları bulunmamaktadır. Mahkemece ibraname dikkate alınmadan hüküm kurulmuştur. Davalı tarafından cevap dilekçesinde, işyerinde yasal çalışma sürelerinin aşılmadığı, ancak çalışma yapılması halinde fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödendiği savunulmuştur. Belirtilen
savunma ile ibraname içeriği çelişkili değildir. Açıklandığı şekilde hukuki geçerliliği bulunan ibraname gereği dava konusu taleplerin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 9.HD. 2008/37372 E. 2010/31566 K. 04.11.2010

Somut olay yönünden, her ne kadar davalı tarafça sunulan ibranamede kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı miktar içermeden sayılmış ise de davalı işveren savunmasında davacının kendi isteği ile ayrıldığını ileri sürmüştür.

Kendi isteği ile ayrılan işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmamaktadır. Davalı bir yandan davacının kendi isteği ile ayrıldığını ileri sürürken diğer yandan davacıya emeği bulunduğu düşüncesi ile 2.000.TL. ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı istekleri yönünden ibraname sunmuştur.

Bu durumda davalının sunduğu ibraname ile hak kazanmadığını ileri sürdüğü kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin ibraya konu olması düşünülemeyeceğinden savunma ile çelişen bu ibranameye değer verilemez. Ancak kıdem ve ihbar tazminatı için 2.000.TL. ödeme yapıldığı tarafların kabulündedir. Mahkemece, tartışmasız olan bu miktarın kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu ile bakiye kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olması hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

Yargıtay 7.HD. 2013/19359 E. 2014/848 K. 22.01.2014

Somut olayda davalı, davacının işyerinden kendi isteğiyle Ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının kendilerini ibra ettiğini savunmuş ve miktar içeren bir adet ibranameyi dosyaya sunmuştur. Mahkemece de bu ibranameye değer verilerek ibranamede yazan miktarların davacının hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu yapılarak karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacının iş sözleşmesi 31.12.2009 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde davalı yanca feshedilmiştir. Davalı işverenin davacının işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığım savunmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yaptığını iddia etmesi 31.12.2009 tarihli ibranamede ödendiği gösterilen kıdem ve ihbar tazminatının ödenip ödenmediği konusunda şüphe oluşturmuştur. Davacı da bu parayı almadığını iddia etmekledir. Savunmayla çelişmesi ve daha sonra doldurulmuş olabileceği de gözönünde bulundurularak tek başına bu ibranameye değer verilemez.
Yapılacak iş; davalıdan ödemeye ilişkin belgeleri ibraz etmesi için kesin önel verilmesi, eğer davacıya banka aracılığı ile ödeme yapıldığı savunulursa banka kayıtlarını, elden ödeme yapıldığı savunulursa davalı işyerinin muhasebe kayıtlarında uzman bir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak kıdem ve ihbar tazminatına mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığını kesin olarak belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile ödeme yapılmış gibi ibranamede yazan miktarların
kıdem ve ihbar tazminatından mahsubu hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

Yargıtay 9.HD. 2009/35390 E. 2012/911 K. 19.01.2012

Somut olayda, davacı 17.6.2003 tarihinde imzaladığı ibranamede “yıllık izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır” ibaresinin altına izin hakkını saklı tuttuğunu şerh etmiştir.
18.6.2003 tarihli davacı imzasını taşıyan ibranamede ise “çalıştığım süre içinde yıllık izin hakkımı kullandığımdan izin ücreti alacağım kalmamıştır. İzin alacağı ile ilgili hiçbir talep ve dava hakkını bulunmadığını beyan ederim” beyanı yer almaktadır.
Davalı tarafından düzenlenen 09.05.2008 tarihli belgede davacının 713 gün izne hak kazandığı, 366 gününü kullandığı, 62 günlük (son 5 yıl üzerinden ) izin ücretinin ödendiği ve bakiye 285 günlük izni kaldığı belirtilmektedir.
Davacının birbirini takip eden günlerde imzaladığı ihbarnameler arasında çelişki mevcuttur. Her iki ibranamede de yıllık izinlerinin kullanılması durumundan bahsedilmektedir. Ayrıca davalı banka yazısından davacının kullanmadığı izin sürelerinin de olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan ibranamelere değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi bozmayı gerektirmiştir

Yargıtay 9.HD. 2007/15175 E. 2008/7495 K. 04.04.2008

Davacı emekli olduğu 31.3.2003 tarihinde imzaladığı ibranamede “yıllık izin hakkını kullandığından izin ücreti alacağım kalmamıştır “ ibaresinin altına izin hakkını saklı tuttuğunu şerh etmiştir.
3.4.2003 tarihli ibranamede ise “çalıştığı süre içinde yıllık izin hakkını kullandığından izin ücreti alacağı kalmamıştır. İzin alacağı ile ilgili hiçbir talep ve dava hakkım bulunmadığını beyan ederim” beyanı yer almaktadır.
Davalı tarafından 31.8.2006 tarihinde mahkemeye ibraz edilen belgede davacının kullanmadığı izin süreleri olduğu belirtilmektedir.
Davacının birkaç gün arayla imzalamış olduğu ihbarnameler arasında çelişki mevcuttur. Her iki ibranamede de yıllık izinlerinin kullanılması durumundan bahsedilmektedir. Bu nedenle anılan ibranamelere değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değildir.

Yargıtay 9.HD. 2008/33840 E. 2010/22535 K. 08.07.2010

Somut olayda; ibraname incelendiğinde, 26.11.2004 tarihli anılan evrakta işyerinde fazla çalışma ve genel tatillerde çalışma yapılmasına gerek olmadığı ancak 14.9.2004 tarihli denetimde fazla çalışma yapıldığı halde ödenmediğinin tespit edildiği, bu belirlemeye katılmadığını açıklamak için ibraname verdiğini açıkladığı anlaşılmaktadır.
Ancak fazla çalışma tablosu adlı belgede davacıya çalışmaya başladığı
11. 10.1997 tarihinden 1.7.2004 tarihine kadar fazla çalışma ücreti tahakkuku yapılıp bu miktar kasım 2004 tarihli hesap pusulası ile davacının imzasına ödenmiştir.
Keza genel tatil ücreti alacağı olarak ayrı bir hesap pusulası ile de ödeme yapılmıştır. Bu durumda davalının savunması, fazla çalışma ücreti ödeme belgeleri, ibraname ile çeliştiği için anılan evraka değer vermek mümkün değildir.
Hal böyle olunca hesap pusulaları ile ödendiği kanıtlanan miktarlar dışında kalan alacaklar için ibranameye değer verilerek hüküm kurulması doğru değildir.

Yargıtay 9.HD. 2008/13230 E. 2009/35539 K. 17.12.2009

Somut olay yönünden davalının sunduğu 20.04.2001 tarihli ibranamede “….kendi isteğim ile ayrılıyorum. Bu güne kadar hak etmiş olduğum ücretlerimi, kıdem ve ihbar tazminatlarımı, senelik izin ücretlerimi ve bütün kanuni haklarımı aldım…” şeklindedir.
Kendi isteği ile ayrılan kişilere kıdem ve ihbar tazminatı ödenemeyeceğine göre söz konusu ibraname kendi içinde çelişkilidir. Bu durumda ibraname geçersizdir.
Davacının kıdem tazminatı belirlenerek söz konusu isteğin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.

 

Yargıtay 9.HD. 2007/30184 E. 2008/33378 K. 04/12/2008

Dosya içeriğine göre davacı davalı işverene ait yurt dışı işyerinde 02.06.1999-13.09.1996, 16.02.2000-30.10.2000 ve 06.006.2003-22.11.2003 tarihler arasında aralıklı olarak 3 dönemde bir yıldan fazla çalıştığı sabittir. Her dönem sonunda, aynı şekilde hazırlanmış matbu ibranamelerde, davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile tüm diğer işçilik haklarını aldığını kabul ettiği beyanı olduğu gibi, ibranamenin alt kısmında her işçilik alacağı kalem kalem belirtilerek ödenen miktarlar yazılmıştır. Bu kalemlerden ise sadece ücret alacağının miktar olarak belirtildiği, diğer kalemlerin karşılığında ödeme görünmediği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı işveren davacının kıdem tazminatına hak kazanmayacağını savunarak ibraname içeriği ile çeliştiğine göre mahkemece ibraname nedeni ile kıdem tazminatının reddi doğru değildir. Fasılalarla çalışan davacı işçinin hizmeti toplam bir yılı aştığından ve iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinden, hesaplanan kıdem tazminatının kabulü gerekir.
Diğer taraftan her dönem sonunda alınan ibranameler içeriği itibari ile her alacağı kalem kalem açıklamaktadır. İbranamelerin hepsinde son ay ücret alacağı ödeme miktarı ile son dönem ibranamesinde fazla mesai ücret alacağı ödeme miktarı yazılmış iken, diğer alacaklarla ilgili bir miktar bulunmamaktadır.
Keza ibranameler incelendiğinde, işçi imzasını içeren yazı, ödeme miktarı içeren alacak kalemleri yazısı ile çalışma sürelerini ve çalışma yerini gösteren kalem yazıları farklı el ürünü olduğu çıplak gözle görülmektedir. Davacı işe girerken bu belgenin imzalatıldığını iddia etmiş, davacı tanığı da bunu doğrulamıştır. Kalem farklılıkları ve davacı tanığının beyanı davacının iddiasını kanıtlamaktadır. Sunulan ibranameler belirtilen nedenlerle geçersizdir. Davacının talep ettiği ve bilirkişi tarafından belirlenen alacaklar değerlendirmeye tabi tutularak birkarar verilmelidir. Yazılı şekilde ibranameye değer verilerek tüm isteklerin reddine karar verilmesi hatalıdır.

Yargıtay 9.HD. 2012/1214 E. 2014/6250 K. 27.02.2014

Davacı işçi iş sözleşmesinin feshinden yaklaşık 4 yıl geçtikten sonra açtığı bu davada, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş ve fesih anında baskıyla imzalatılan ibranameye değer verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı işveren, davacının istifa ettiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunmuş, davacının imzasını taşıyan miktar içeren ibranameye dayanmıştır.
Mahkemece, çelişkili ibranameye değer verilemeyeceği gerekçesiyle, bilirkişinin hesapladığı ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsiline karar verilmiştir.
Savunma ile çelişen ibranameye değer verilemeyeceği yönündeki gerekçe yerinde olsa da, Dairemizin sözü edilen uygulaması miktar içermeyen ibranamelerin geçerliliği noktasında ortaya çıkmaktadır. Başka bir anlatımla miktar içeren ibraname makbuz hükmünde olup, işverence yapılan ödemenin hak kazanılan tutarlardan mahsubu gerekir.
Miktar içeren ibranameye karşı işçinin iradesinin fesada uğratıldığı savunması yapılabilecek ise de, somut olayda bu dava fesih tarihini takip eden sürede ibranamenin düzenlenmesinden yaklaşık 4 yıl sonra açılmıştır. Borçlar Kanunun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmakla, miktar içeren ibranameye değer verilmeli ve yapılan ödemeler mahsup edilerek ihbar ve kıdem tazminatıyla ilgili karar verilmelidir.