İşveren tarafından işçiye uygulanan disiplin cezalarından biri olan ücret kesme cezası 4857 sayılı İş Kanunu’nun 38. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, işçinin başlıca geçim kaynağı olan ücretinden yapılacak kesinti için bir takım sınırlamalar öngörülmüştür. Bu sınırlamalara uymayan işverenler hakkında para cezasının uygulanacağı İş Kanunu madde 102/b’de belirtilmiştir.
İş Kanunu’nun 38. maddesinde öngörülen sınırlamalardan ilki sebebe ilişkindir. İşçilere ücret kesme cezasının uygulanabilmesi için bu cezanın hangi sebeplerle uygulanacağının toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olması gerekir. Toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası uygulanması hukuki değildir. Ayrıca, işçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir.
Ücret Kesme Cezası Üst Sınırı Nedir?
Sözleşme ya da toplu iş sözleşmesinden kaynaklı kesilecek olan “ücret kesme cezası” somut dayanaklar ile uygulanmalıdır. İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz.
İşçinin Savunmasının Alınması
Savunma hakkının kutsal nitelikli bir insan hakkı olması karşısında; işçiye bir disiplin cezası olan ücret kesme cezası uygulanmadan önce, duruma göre işveren veya bu konuda yetkili olan kurulca (genelde disiplin kurulu adını taşır) işçiye isnat yapılıp savunması istenmeli, daha sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre ceza tayin edilmeli veya edilmemelidir. Bununla birlikte işçinin savunması alınmadan uygulanan ceza bu nedenle haksız görülmezse de yargı önüne geldiğinde işçinin savunması da dikkate alınarak tartışılacak demektir. Nitekim Yargıtay’da vermiş olduğu bir kararında (isabetli olarak) sırf işçinin savunmasının alınmamış bulunmasının disiplin işlemini haksız kılmayacağını dile getirmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.09.1998, 9-646/645).
Cezanın İşçiye Bildirilmesi
İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir (4857 sayılı Kanun md. 38/2). Buradaki “derhal” deyiminin “makul bir süre içinde gecikmeksizin” bildirimi anlattığı ve makul süreninde dürüstlük kuralı ışığında her bir somut olaya göre değişebileceği belirtilmelidir. Bu bildirmede cezanın sebepleri gösterilir. Maksat, işçiye, eğer bir yanılma ve özellikle keyfilik varsa, cezayı kaldırma olanağı vermektir. Bu konuya ilişkin olmak üzere işverene yapmış olduğu itiraz ve başvurmaları başarısızlığa uğrayan işçinin uyuşmazlığı mahkemeye götürmesine hiçbir engel yoktur.
Yargı Denetimi ve Fazla ya da Haksız Kesinti Sebebiyle İşçinin İş Akdini Haklı Nedenle Derhal Feshi
Ücret kesme cezası ne şekilde verilirse verilsin yargı denetimine konu olur. Aksine, iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesiyle hüküm getirilemez. İşçinin bu hakkından peşinen feragati, işçiyi koruyucu hükümlerle bağdaşmaz. Bu, kişinin yargı organı önünde anayasal hak arama özgürlüğünün (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36) doğal sonucudur. İşveren fazla veya haksız olarak bir kesinti yoluna giderse işçi bu yüzden akdin derhal feshi (4857 sayılı Kanun md. 24/2/e) yoluna giderek uğradığı zararın tazminini isteme hakkına da sahiptir (4857 sayılı Kanun md. 26/2).[26] Yargıtay bir kararında: “4857 sayılı İş Kanununun 38. maddesinde ücretten kesme cezasının ancak toplu iş sözleşmesinde veya iş sözleşmelerinde öngörülen nedenler dışındaki sebeplerle uygulanamayacağı düzenlenmiştir. Dosyada davalı işverene ücretten kesme cezası öngören bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı işçinin yapılan kesintiye itirazının kabul edilmemesi üzerine işyerinden ayrıldığı, bu suretle iş sözleşmesinin işçi tarafından eylemli olarak, haklı sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır” demiştir (Yargıtay 9. H.D. 04.02.2011, E.2009/3466, K.2011/2483).
Ücret Kesme Cezası Hangi Sürede Nereye Yatırılacak?
İşveren tarafından uygulanan ceza sonucu işçi ücretlerinden kesilen paraların ne şekilde kullanılacağı da yine madde hükmünde belirtilen diğer bir husustur. Buna göre, kesilen paralar işverenin himayesinde kalmayacaktır. İlgili madde gereğince, kesilen paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına Bakanlıkça belirtilecek Türkiye’de kurulu bulunan ve mevduat kabul etme yetkisini haiz bankalardan birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılmalıdır. Her işveren işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur.
Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı ise, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan, 05.03.2004 tarih ve 25393 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İşçi Ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Kurulun Teşekkülü ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” ile ayrıca düzenlenmiştir.
Yasaya Aykırı Davranan İşverene İdari Para Cezası
Çalışma hayatında sık rastlanmasa da işçi ücretlerinden ücret kesme cezası uygulanacak durumlar yasa ile koruma altına alınmıştır. Yasaya aykırı olarak işçisinin ücretine ücret kesme cezası uygulayan işverene 2021 yılında verilecek idari para cezası 1.145 TL’dir.
