İşyerinde kavgaya ilişkin Yargıtay Kararları
“…Davacı işçinin feshe sebep teşkil ettiği belirtilen kavga olayına dair yürütülen soruşturmada alman ifadesine göre davacının diğer işyeri çalışanı ile kavga ettiği sabittir.
Her ne kadar davacı savunmasında diğer işçinin kendisine küfür etmesi sebebiyle kavga ettiklerini belirtmiş ise de, davacı işçi diğer işyeri çalışanın kendisine küfür etmesi olayını işverene bildirip gerekli işlemlerin yapılmasını istemesi gerekirken anılan çalışanla kendisinin kavga etmesi karşısında işyeri düzeninin bozulduğunun kabulü ve bu eylemin İş Kanunun 25/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
İşverenin haklı feshi söz konu olduğunda ise davacı işçi kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazanamayacaktır. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2009/12402 E. 2011/12684 K. 28.04.2011)
“…Davacı işçinin işyerinde diğer bir işçinin küfür etmesi üzerine arkasından giderek depo bölümünde kavga ettiği, davacı ile kavgaya karışan diğer işçinin yazılı savunmaları ve olaya dair soruşturma raporu içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu eylemin işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ancak haklı feshin ağır olduğu şeklindeki değerlendirmesi hatalıdır.
İşyerinde meydana gelen olay İş Kanunu’nun 25/2 d ve e bentlerine aykırı olup işverence yasal süresi içinde yapılan fesih haklıdır.
İhbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.”(9.HD 2009/24079 E. 2011/47956 K. 13.12.2011)
“…Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğu benimsenmiş ise de, bu kabul isabetli değildir.
Zira olay işyeri dışında gerçekleşmiş olmasına rağmen işyeri içindeki olaylardan kaynaklandığı gibi bu eylemin işyerinde çalışma düzenini ve işin akışını bozduğu aşikardır. Olay akabinde tanık A.’in işyerine müracaat ederek davacının kendisini darp ettiğini beyan etmesi karşısında dosya arasında bulunan Sulh Ceza Mahkemesi dosyası içindeki doktor raporu da dikkate alındığında davacının aynı işyerinde çalışan işverenin diğer bir işçisine sataşıp darp etmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/ll-d maddesi uyarınca haklı fesih sebebi oluşturduğu açıktır.
Haklı fesih nedeni ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır”(9.HD. 2009/24845 E. 2011/39188 K. 24.10.2011)
“…Öte yandan, yazılı gerekçe ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacı işçinin feshe konu olayla ilgili olarak verdiği kolluk ifadesinde, bir başka çalışan ile karşılıklı olarak kavga ettiklerini açık bir şekilde beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, kavganın ilk olarak kim tarafından başlatıldığı belirlenememişse de, sataşma ya da saldırı halinde işçinin ödevi, durumu amirlerine bildirmekten ibarettir.
Bu durumda, davalı işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı anlaşılmakla, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması bir başka bozma nedenidir.”(9. HD. 2008/34785 E. 2010/22104 K. 05/07/2010)
Somut olayda, davacı işçinin tıkanan su borusunu açmaya çalıştığı bir sırada diğer bir işçinin üzerine su sıçratması sonucu, diğer işçinin “kör müsün dikkat etsene” demesi üzerine elindeki temizlik aletinin metal kısmı ile diğer bayan işçinin kafasına vurduğu, yaralanmasına sebep olduğu ve özel hastaneye kaldırılarak tıbbi müdahale yapıldığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı işçi de olayı kabul elmiş ve sağ gözündeki özür sebebiyle diğer işçinin sarf ettiği sözlerin kendisini etkilediği bir an için bu olayın olduğunu ve özür dilediğini bildirmiştir.
Davacının sözü edilen davranışı ile diğer bayan işçi yaralanmış olup, davacının eylemi işverene lıaklı fesih imkanı vermektedir. İşveren olaya dair tutanak tutmuş işçinin savunmasını almış ve yasal süresi içinde sözleşme haklı olarak feshedilmiştir. İş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesine göre feshedildiği hallerde işçiye yapılan fesih bildiriminde fesih nedeninin açıklanmamış olması sonuca etkili değildir.
Öte yandan olay 19.11.2005 tarihinde geçekleşmiş, davalı işveren 21.11.2005 tarihinde fesih bildirimi düzenlemiştir. Son aya ait ücretin 21 gün olarak gösterilmesi işçinin olaydan sonra da çalıştırıldığı ve işverence affedildiği anlamına gelmemektedir. Fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanununun 26. maddesinde öngörülen yasal süresi içinde kullanılmıştır.
Davacının bir gözünde görme özrü olduğu dosya içindeki bilgi ve belgelerden sabit olsa da, diğer işçinin söylemi hakaret kastını taşımayıp, üzerine sıçrayan su üzerine bu tepkiyi göstermiştir. Diğer işçinin iş sözleşmesinin feshedilmemiş olması da, işverenin eşit davranma borcuna aykırılığı göstermemektedir. Gerçekten olayın iki tarafı olan her iki işçinin eylemleri arasında denklik de bulunmamaktadır. Bu bakımdan işverence diğer işçiye uyarma cezası verilmesi ile yetinilmesi, fesihle eşit davranma borcuna aykırılık olarak değerlendirilemez.
Yapılan bu açıklamalara göre davacı işçinin iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilmiş olmakla ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanılması mümkün değildir.
Mahkemece sözü edilen isteklerin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD. 2008/31535 E. 2010/18799 K. 15/06/2010)
“…Dosya içindeki kamera kayıtları, davalı tanık beyanları ve iş göremezlik raporuna göre davacının 11.2.2009 tarihinde işyerine çalışan A. A. isimli işçiyi darp ettiği sabittir.
Olayda sataşmayı davacının başlattığı ve akabinde de A. A’yı 3 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaraladığı da sabittir.
4857 sayılı İş Kanunun 25/ll-d maddesi uyarınca işyerinde çalışan işçinin işverenin başka işçisine sataşması işverene haklı nedenle fesih imkanı vermektedir.
Davacının iş sözleşmesi İş Kanunun 25/ll-d maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiği halde mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatının reddi yerine hüküm altına alınması isabetsizdir.”(9.HD. 2010/16789 E. 2012/23876 K. 20.06.2012)
“…Dosya içeriğine göre, sözleşme işçinin 10.11.2006 günü yemekhanede personel D.S. ile tartışması, fiili darpta bulunması ve yaralanmasına neden olması nedeniyle 4857 sayılı Yasanın 25/ll-d maddesi gereği sona erdirilmiştir.
- isimli işçinin hayati tehlikesi olmadığına, yüzünde dikiş gerektirmeyen yüzeysel kesik bulunduğuna ilişkin adli rapor sunulmuştur.
Yargılama sırasında dinlenen her iki taraf tanıkları da, davacının sekreter ile kavga etmesi nedeniyle işten çıkarıldığını doğrulamıştır.
Davacının işyerinde bayan bir işçiyi dövdüğü, taraf tanık anlatımları ve alman doktor raporu ile sabittir.
Davacı işçinin davalının başka bir işçisine sataşma şeklinde oluşan ve ispatlanan eylemi nedeniyle iş akdinin işveren tarafından feshi haklı nedene dayanmaktadır.
Kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken, olaya uymayan gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9.HD 2008/24475 E. 2010/9708 K. 08/04/2010)
“…Olay günü davacı işçi iş yeri çalışanı K. ile yine iş yerinde çalışan kardeşi N.’ün tartışmaları sırasında olaya müdahale etmiş ve dava dışı iş yeri çalışanı K.e tokat atmıştır.
Olayın meydana gelmesinde ilk haksız hareket davacıdan gelmiş olup davacının diğer işçiye sataşmasından sonra O’da davacıya makasla vurmuş bu olay sebebiyle her iki işçi de işten çıkartılmıştır.
İşverence davacının iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu 25 11-d maddesi uyarınca feshedilmiş olup feshin haklı nedenlere dayandığı gerek davacının karakolda verdiği ifadesi gerek tanık sözleri uyarınca kanıtlanmıştır.
İhbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD 2007/16255 E. 2008/9377 K. 21.04.2008)
“…Somut olayda, işyerinde meydana gelen kavga olayına davacının sebebiyet verdiği ve aynı kavga nedeniyle işten çıkartılan diğer işçiye tokat attığı sabit olduğuna göre, işverenin feshi haklı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2009/41135 E. 2012/4376 K. 16.02.2012)
“…Fesih bildirimi dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin aynı işyerinde birlikte çalıştığı mesai arkadaşına sinkaflı küfür etmesi, hakaret etmesi yumruk atarak, burnunun kırılmasına ve gözünün şişmesine sebep olması nedenleri ile feshedilmiştir. Davacının eylemleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-d maddesinde yer alan “İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi” eylemini oluşturmaktadır. Ancak bu maddede belirtilen eylemin işçi tarafından kasıtlı olarak gerçekleştirilmesi gerekir.
Davaya konu olayda, davacının akıl hastası olduğu, kendisine vasi tayin edildiği, dolayısı ile işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı, yapmış olduğu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığı anlaşılmaktadır. Davacının akıl hastası olduğu ve dolayısı ile fesih bildiriminde belirtilen davranışlarını kasıtlı olarak gerçekleştirmesinin mümkün olmaması dikkate alındığında davacının kıdem tazminatı alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD. 2012/25891 E. 2013/15996 K. 01.07.2013)
“…Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından 24/08/2011 tarihli ihtarnameyle, mağaza müdürü ile tartışıp darp etmesi nedeniyle 4857 sayılı Kanun’un 25/2- d. maddesi gereğince feshedilmiştir. Yargılama sırasında toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında, olay tarihinde davacı ile mağaza müdürü arasında çıkan tartışmada, mağaza müdürünün davacı işçiye “yalan söylüyorsun” şeklindeki sözü üzerine davacı işçinin mağaza müdürüne hakaret ettiği ve sonrasında tarafların birbirini darp ettiği anlaşılmaktadır. Davacının mağaza müdürü ile kavga etmesi, olayın meydana gelmesinde diğer çalışan ile birlikte kusurlu olması karşısında davacının feshe konu davranışları, iş sözleşmesinin feshi için haklı sebep teşkil etmektedir. Bu durumda işveren feshi haklı sebebe dayandığından kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22.HD 2013/7871 E. 2013/30868 K. 27.12.2013)
“…Somut olayda, uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacının, işyerinde çalışan diğer işçi S.’la işyerinde kavga ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, işverene ait eşyalara da zarar verdiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde eldeki dosya ve açılmamış sayılmasına karar verilen dosyadaki tanık beyanlarıyla sabittir.
İşverenin feshi haklı olduğundan kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”(9. HD. 2009/35636 E. 2012/936 K. 19/01/2012)
“…Somut olayda; davacı kendi el yazısı ile verdiği savunmasında “..Y.alkol almıştı. Sürekli beni rahatsız ediyordu. Ben uyardım. Ama Y.dinlemedi. Ben posta başı M’e söyledim. O da Y’a söyledi. Ama Y.dinlemedi. Geldi bana ana avrat küfür etti sonra da bana yumruk vurmaya başladı. O an ben şuurumu kaybetmişim. Benim bile haberim yok. Bana falçata bıçak vurdu dedi ama benim haberim yok..” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacı ile diğer işçinin daha sonra savcılık aşamasında ve yargılama aşamasında vermiş oldukları beyanların ceza almaktan kurtulmaya yönelik nitelikte ve davacıyı haklı göstermek amacıyla yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Davalı ise savunmasında davacının işyerine verdiği savunma yazısına göre davacının iş arkadaşı Y.S. ile kavga ettiğinin sabit olduğunu, olayın hastaneye karakola ve savcılığa intikal ettiğini, işyeri huzurunun bozulduğunu, bu nedenle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini belirmiştir.
Mahkemece “olaydan sonra Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/26087 Soruşturma nolu dosyası ile soruşturma açılmışsa da şikayetten vazgeçme nedeniyle suça konu olan eylemin takibi şikayete bağlı suç olduğundan takipsizlik kararı verilmiştir. Yine olay İş Müfettişliğine intikal etmiş ve iş Müfettişince hazırlanan raporda; olayın iş kazası olduğu, olayda işverenin %20, Y.S.’nin ise %80 olarak kusurlu, davacının ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. İş Müfettişinin tespit ettiği vakıa ve tespitler aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğundan, ayrıca olayın mağduru Y.S.’nin beyanları göz önüne alındığında davacının iş akdinin feshinin haksız olduğu davalı işveren tarafından davacının iş akdinin haklı olarak fesih ettiğine ilişkin belge ve kanıt sunamadığı gibi bu iddiasını da kanıtlayamadığı yapılan feshin haksız olduğu ve fesihten sonra davacının işçilik alacaklarının davalı işveren tarafından ödendiğine ilişkin belge ve kanıtta dosyaya ibraz edilemediği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davacının olayın hemen akabinde kendi el yazısı ile yazdığı savunmasından anlaşıldığı üzere işyerinde işverenin diğer işçisiyle kavga ettiği sırada diğer işçiyi bıçak ile yaraladığı, olayın başlangıcında diğer işçinin küfür etmesi ve yumruk vurmasının davacının bıçaklama eylemini haklı kılmayacağı açıktır.
Kaldı ki; davalı işveren diğer işçinin de aynı nedenle iş sözleşmesini feshetmiştir.
Bu nedenle davalı feshinin haklı olduğu anlaşılmakla yanılgılı değerlendirme sonucunda davalı feshinin haksız olduğunun kabulü ile hüküm kurulması hatalıdır.”(9.HD. 2009/42730 E. 2012/4262 K. 15.02.2012)
