İşyerinde Dedikodu Yapılması Yargıtay Kararı

İş sözleşmesi bilindiği üzere karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir. Hem işçi açısından hem de işveren açısından karşılıklı olarak borç ilişkisi söz konusudur. İş sözleşmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre bir çalışan ve bir işveren arasında kurulan iş ilişkisine dayalı, işçinin iş görmeyi, işverenin de bu işe karşılık ücret ödemeyi taahhüt ettiğini gösteren sözleşmedir. Bu tanımdan yola çıkarak bir tarafın iş görmesine karşın diğer tarafın ise ücret ödemesini bağımlı olarak üstlendiği sözleşmedir.

İşçinin işverene karşı en temel borçlarına değinmek gerekir;

 

       İş Görme Borcu Nedir?

İş görme borcunun kapsamı her şey olabilir, belirli olarak bir şey söylemek doğru değildir. İş görme borcu, iş sözleşmesinin asli unsurudur. Bu borç da kendi içinde ikiye ayrılır: İşçinin işi bizzat yapma borcu ve işi özenle yapma borcuna denir. İşçinin işi bizzat yapma borcu: İşçi, kural olarak işi kendisi yapmak zorundadır, başkasına devredemez (TBK md.395). Bu, mutlak bir borç değildir, aksi kararlaştırılabilir. İşçinin yaptığı işin de bizzat işveren tarafından kabulü gerekmektedir. Ancak bununda aksi kararlaştırılabilir. Sözleşmenin yapılması esnasında işverenin kişiliği değil, işyeri ve iş esas alınmışsa, işyerinin devri gibi durumlar iş sözleşmesini sona erdirmez.

 

       Sadakat Borcu Nedir?

Sadakat borcu, iş sözleşmesinin tanımında yer almamaktadır. İş sözleşmesinin taraflar arasında kişisel ilişki kurulmasından doğan bir borçtur. İşçinin işverenin yararına olan davranışlar sergilemesi, zararına olan davranışlardan kaçınmasıdır. Mesela, işçi, fabrikada çıkan bir problemi, arızayı, onarımı işverene bildirmelidir. Yapma ve yapmama borcu şeklinde olabilir. İşçi işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla beraber işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür.

 

       İtaat Borcu Nedir?

    İşverenin talimatlarına uyma borcu anlamına da gelmekte olan itaat borcu, işverenin, yönetim hakkı kapsamında iki türlü talimat verebilmektedir. Bunlar; işyerinde işin görülmesi ve yürütülmesi ile işçinin işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlardır. İşyerinde işin görülmesi ve yürütülmesine yönelik olarak verilen talimatlara işçinin uyma borcu bağımsız bir borç olmayıp, iş görme borcu içinde yer almaktadır. Dolayısıyla işverenin işçilerin işyerindeki davranışlarına ilişkin vereceği talimatlara işçinin uymaması itaat borcunun ihlali anlamına gelir. İşçinin itaat borcuna uymaması halinde işveren, disiplin cezası uygulayabilir, bu kapsamda somut olayın özelliğine göre iş sözleşmesini feshedebilir.

 

         İşyerinde Dedikodu Yapmak

Ana konumuza gelecek olursak dedikodu bir işyerinde belirlenmiş olan ahlaki ve iyi niyet kurallarına uymamaktadır. Çalışanların farklı bir insan hakkında doğru olan ya da olmayan konuşmalarda bulunması dedikodu olarak isimlendirilir ve kesinlikle yasaktır. Dedikodu işyerlerinde yasaklanır ancak insanlar nasıl olsa kanıtlanamayacağını düşünerek bu yasağı önemsemezler. Aslında durum çok daha farklıdır. İşyerinde dedikodu yapmak çok da zor olmayan şekillerde kanıtlanabilir ve bu işçinin işten çıkarılması için yeterli bir sebeptir. İşveren işçinin dedikodu yaparak şirket düzenini bozduğunu ve işin devamlılığını zorlaştırdığını bahane göstererek haklı fesih işlemini gerçekleştirebilir. Bu durumda işçiler herhangi bir tazminat almadan işten çıkarılacaklardır.

 

İşyerinde işçinin dedikodu yapması işveren açısından haklı nedenle fesih sebebidir. İşçi bu davranışı ile işyerinin huzurunu ve çalışma düzenini bozmakta olup doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sergilemektedir. İşçinin bu şekildeki davranışı işverene tazminatsız bir şekilde işçiyi işten çıkarma hakkı tanır. Bu konu ile ilgili Yargıtay’ın da emsal kararları bulunmaktadır.

 

    YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2017/12550 K. 2019/14617 T. 1.7.2019 tarihli kararına göre;

Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının iş arkadaşı kadın işçi Z.T.’ye “amirin yalakası, dost hayatı yaşıyorsunuz, seni onun için koruyup gözetiyor” dediği, bunun ilgili olarak işverene verilen şikayet dilekçelerinde, davacının, evli olan Z.T. ve T.Ö.’ nün aralarında dost hayatı yaşadıklarına dair dedikodular yaptığı ve bu husunun yönetime intikal ettiği anlaşılmaktadır. Davacının bu davranışı 4857 Sayılı Kanun’un 25/II-d maddesi gereği iş yerinde başka bir işçiye sataşma olup işverene haklı fesih imkanı vermektedir. İş akdi haklı olarak feshedilen davacının kıdem ihbar tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

Antalya 3. İş Mahkemesi’nde görülen davada özel bir şirkette müdür olarak çalışan kişi, dedikodu yaptığı gerekçesiyle işten çıkarıldı. İddiaya göre çalışanların eşlerini arayarak kimlerle samimi olduklarını anlatan ve bu nedenleri aile faciasına yol açtığı iddia edilen müdür, mahrem bilgiler paylaştığı ve iş yerinde huzuru kaçırdığı gerekçesiyle işten atılması üzerine işe iade davası açtı. Bir çalışanın bu dedikodular nedeniyle eşiyle boşanma aşamasına geldiğini belirten şirket avukatı ise bunlara ek olarak davacının söz konusu görüşmeler için şirket telefonunu kullandığını, çalışanlara karşı küfürlü ve kaba cümleler sarf ettiğini de dile getirdi. Mahkeme tarafları dinledikten sonra sözü edilen olayları davalı işverenin ispatlayamamış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdi.

Ancak davalı şirket avukatı temyiz etti ve Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. İşyerinde dedikodu yapan müdürün işten atılmayı hak ettiğine dikkat çeken Yargıtay kararda, işyerinde bölge müdürü olarak çalışan kişinin işyerindeki olayları çalışanların eşlerine iletmesi, dedikodu ortamı oluşturması, küfürlü ve kaba konuşması nedeniyle iş akdinin feshedildiğini hatırlattı. Dosyada bulunan davacının savunması, mesajlar, mailler ve davalı tanığı beyanından müdürün dedikodu yaptığının anlaşıldığı belirtilerek, çalışanların eşleri arasında aldatma, aldatmama, işten çıkarma-çıkarmama gibi konularda gece yarılarına kadar süren mail ve mesaj trafiği yaşandığının anlaşıldığı ifade edildi.

Mahkemece olayların soyut bir gerekçeyle karar verildiği belirtilen Yargıtay’ın kararında, dosya kapsamında işveren açısından bu ilişkinin yürütülmesinin çekilmez bir hale geldiğinin toplanan delillerle sabit olduğu vurgulanarak davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu belirtildi ve kararın bozularak ortadan kaldırılmasına hükmedildi.