• Yargıtay 9.HD. 4.4.2006 gün 2006/2716 E, 2006/8547 K.

4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işlen ay­rılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şek­linde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir. Aksi halde işçinin başka bir işyerinde çalışmak için değinilen yasa hükmüne dayanması, yasal hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. Yargıtay, konuyla ilgili bir kararında, işçinin bir gün sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmasının, feshin anılan (5) numaralı bent hükmü­ne uygun olmadığını gösterdiği sonucuna varmıştır

 

  • Yargıtay 22. HD. 04.03.2014 tarih, 2013/5126 H, 2014/4622 K

“Somut olayda forklift operatörü olarak çalışan davalı 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca onbeş yıl sigortalılık ve üçbinaltıyüz gün prim günü şartlarını sağladığı açıklanarak 28.12.2011 tarihli dilek­çesi ile bu tarihte işyerinden ayrılmış ve 03.01.2012 tarihinde başka bir işverene ait işyerinde çalışmak üzere işe başlamıştır. Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra baş­ka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez.

 

  • Yargıtay 9.HD. 25.06.2014 tarih, 2012/29703 E, 2014/21760 K

“Mahkemece, kıdem tazminatına emeklilik – fesih tarihinden itibaren faiz yürü­tülmesine karar verilmiş ise de, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda emeklilik nedeniyle iş akdinin feshinde kıdem tazminatına, yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belgenin işverene tebliğ tarihinden itibaren faiz yürütülebileceği, böyle bir bildirim yoksa da­va tarihinin esas alınması gerektiği hususlarının düşünülmemesi de ayrı bir bozma nedenidir.

 

  • Yargıtay 9.HD. 16.01.2012 gün, 2009/31730 E, 2012/141 K.

“Somut olayda; işyerinden emekli olarak ayrılan davacı borçlandığı 1 yıl 8 ay as­kerlik süresinin de kıdem tazminatına esas süreye dahil edilmesini talep etmiştir. Askerlik süresi yönünden 1475 sayılı İş Yasasının 14/5. maddesi gereğince bir de­ğerlendirme yapılmadan bu talebin de reddine karar verilmesi hatalıdır.

 

  • Yargıtay 9.HD. 23.06.2014 tarih, 2012/28162 E, 2014/21189 K

“Her ne kadar mahkemece davacının davalı işyerinden ayrıldıktan 5 gün gibi kısa bir süre sonra yeni bir işyerinde çalışmaya başlaması sebebi ile kendi isteğiyle iş ak­dini sona erdiren davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, sigortalılık süresi ve prim ödeme koşulunu gerçekleştiren davacının işten ayrıldıktan hemen sonra yeni bir işyerinde çalışmaya başlaması müstehak olunan kıdem tazminatı hakkını haleldar etmez. Davacı yasadan kaynaklanan hakkını kullandığından kıdem tazminatı kabul edilmelidir.

 

  • Yargıtay 7.HD). 04.04.2013 tarih, 2013/2105 E, 2013/5554 K

Hakkında zimmet nedeniyle soruşturma başlatılması üzerine işçinin emeklilik sebebiyle işten ayrılması halinde hakkındaki suçlama sabit olsa dahi, kıdem taz­minatı hakkı doğar. “Davacının iş sözleşme­sini feshinden sonra davalı bankanın 02.03.2011 tarih ve 2 sayılı disiplin üst komite­si karan ile işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığının davacıya 03.03.2011 tarihli ihtarname ile bildirilmesinin sonuca etkisi yoktur. Başka bir deyişle davalı banka tarafından işten çıkarma cezası verildiğinin davacıya bildirildiği tarihte taraflar arasın­daki devam eden bir iş sözleşmesi bulunmamaktadır. Mahkemece davanın kabulü gerekirken reddi hatalı olup bozma nedenidir.